6MNXQQ2D70X20161211425

Ülkemizde gayrimenkul sektörü, Türk ekonomisinin lokomotifi sektörlerinin başında gelir. Gayrimenkul geleceğe güvenle bakmanın garantisi olarak görülen bir yatırım aracıdır. Ülkemizdehemen hemen pek çok kişi yaşamları boyunca biriktirdikleri birikimlerinigayrimenkule yatırdıklarında doğru bir yatırım yaptıklarını düşünürler.

Gayrimenkul yatırım fonları, gayrimenkul borsası, gayrimenkul yatırımortaklığı sertifika programları, sektörün sürdürülebilir yeterli güvenioluşturduğunu gösterir. Tüm bu işlemlerin sonunda gayrimenkulün enönemli belgesi tapu senedidir. Tapu senedi taşınmazın malikini gösterentapu sicil müdürlüklerince verilen resmi geçerli bir belgedir. Genel kabul görmüş kurallar doğrultusunda da merak edilen veya taşınmazın tümüyleilgili ne kadar bilginin tapu senedinde yer aldığı elzemdir.

Böyle bir gelişim özellikle yabancıların merak ettiği ve öğrenmek istediği bilgilerin açık ve net tapu senedinde bulunmasında açıklık adına yarar olduğunu düşünüyorum. Özellikle tapu tesliminde sonra yönetim aşamasında karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri hep sorun olarak tapu sahibinin önünde durmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum deneyim, bilgi ve birikimi yanında konut yapı müteahhitliği sektörünün tüm sorunlarını iyi bilmesi ile sektör adına, sürdürülebilirlik adına, ülkemiz adına bir şans. Başarılarının devamını diliyor ve kutluyorum.

Aydınlık bir gelecek için…

Çözüm Bilgelikte Değil

Üretim standardı, üniversitelerin okunabilir eğitimin kalitesinin yükseltilmesi ile ders izleme gereksinimi, devamlılık gibi konular barınma konusunu daha önemli bir hale getirecek ve konut talebini oldukça artıracaktır. Köyden göç, evlilik kurumunun güçlenmesi, bağımsız yaşama kültürü, demokratik gelişmişlik ve yabancıların konut talebi de konut ihtiyacını artıran unsurların başında geliyor. Bu talebi karşılamak konusunda en kullanışlı çözüm ise yerinde yeniden yapılanmadan vazgeçerek ada bazında dönüşüme önem vermek. Olabildiğince daha büyük mekanlarda yapılanma modeli oluşturmak önemli… Elbette de beton yığınına izin verilmemeli. Ama “Konut stoku var” deyip hamasetle konut ve barınma gereksinimini göz ardı etmek ülkemize bir şey kazandırmaz.

Ekonomimizin katma değer üreten, istihdam yaratan, döviz girdisi sağlayan, çağdaş teknolojiyi kullanan sektöre öncelikle olumlu bakmak, ülkenin geleceğini oluştururken var olanı geliştirmek çok çok önemli. Konut yapı sektörü çok hassas bir yapıya sahiptir.

Genel kabul görmüş öngörülerin zorlanması sektöre zarar verir. Sürdürülebilirliğin sahiplenilmesi gerektiğine inanıyorum.

Belgesiz çalışanların denetimi yapılmalı ve kayıt dışı yani tabiri yerinde
ise merdiven altı çalışanlara asla ve asla izin verilmemeli. Konut yapı
müteahhitliği tanımının yeniden yapılanması, mağduriyetlerin giderilmesi
için sektörün denetiminin yapılması, kurumsal kimliğinin şeffaflaştırılması
gerekiyor. Özellikle de yetersiz kadro ve bilgiye sahip olmadan sektörde
faaliyet göstermeye çalışanlara fırsat verilmemesinin sektörün geleceği
açısından çok çok önemli olduğunu biliyoruz.

24 Haziran seçim sonuçlarının ülkemize hayırlar getirmesini dilerim.
Aydınlık bir gelecek için…

Zorlukları Aşmak

Konut yapı müteahhitliğinin geldiği noktada, sektörün ileriye dönük kendi iç yapısını ortak paydaşlarla, etkilenen kuruluş ve temsilcilerle, karşılaştırmalı sonuca varma kavramıyla değerlendirirsek çok dana yararlı olacağını umuyoruz. Mayıs ayı içinde konut yapı müteahhitliği sektörüne ve inşaat sektörüne hizmet veren kurumların yayınladıkları durum değerlendirme raporları hiç de açıcı değil. Kısaca sektörde hizmet ve imalat yapan firmaların oluşturduğu üst yapı temsilcilerinin aylık raporları, sektörün 4 aylık süreçteki karnesini zayıf gösteriyor.

Geçen yılın aynı dönemine baktığımızda fiyat endeksinde yüzde 1,5 azalma kendini göstermekte. Tahsilat sürecinin de pek iç açıcı olmadığı vurgulanıyor. Güven endeksinin de nisan ayında istenilen düzeyde olmadığı belirtiliyor. Tüm bunlara rağmen konut yapı inşaat sektörüne yönelik yapılan yeni tedbirlerin yerinde ve isabetli olduğu, sektörde ciddi bir canlanma yarattığı ve beklentileri yükselttiği gözlenmekte. Konut satışlarının 2018 Mart ayındaki gerileme 3 ayda konut satışlarında yüzde 4,7 düşerek 303 bin 910 oldu. Faiz oranlarındaki artış bankların kredi kullandırmada istekli olmadığı etkisini göstermektedir.

Sektörü temsil eden İNDER, GYODER ve KONUTDER ‘in ortaklaşa düzenlediği konut satış kampanyasının sektöre yeni bir ivme kazandırdığı, son kullanıcıda heyecan yarattığı da bir gerçek. Kampanyanın başarıya ulaşması umuduyla…

Ramazan ayının tüm insanlığa mutluluk ve saadet getirmesini diliyorum.

Aydınlık bir gelecek için…

Yaşamı kendimize zehir etmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Ya geçmişin suçluluk duyguları altında eziliyor ya da gelecek hakkındaki korkularımızla kendimizi yiyip bitiriyoruz. Oysa bulunduğumuz ana sahip çıkmalı, geçmişle gelecek arasında bocalayıp durmamalıyız. Geçmişte birçok hata yapmış olabiliriz. Aslında hata diye bir şey de yok. Geçmişte seçeneklerimiz arasında bize en iyisi, en doğrusu gibi gelenler, bugün hata diye nitelendirdiğimiz şeyler olabilir. Bu da bugünkü bilgimizle vardığımız algı sonucu oluşuyor.

Her olay bize bir şeyler öğretmek, olgunluk kazandırmak için karşımıza çıkıyor. Demir nasıl dövülerek yararlı hale geliyorsa, insan da hatalarından öğrene öğrene ders alarak olgunluk kazanıyor.

Gelecek hakkındaki korkularımıza ne demeli? Korkular genellikle kaybetmek üzerine oluyor. Gençliğini kaybetmek, güzelliğini kaybetmek, maddi güvenceyi kaybetmek, sağlığı kaybetmek, sevilen kişiyi kaybetmek, şanı, şöhreti, iktidarı kaybetmek… Yetmezmiş gibi geleceğe kuşku duymayı marifet sayıyoruz.

Her şey düşünceden doğar. Ne düşünüyorsak biz O’yuz. Düşüncelerimizi denetlemeyi öğrenirsek; güzel, olumlu, iyi düşünmeyi seçersek yaşamımızın da umduğumuzdan daha fazla bir şekilde değiştiğini göreceğiz.

İstediğimiz şeyleri gerçekleştirmek sanıldığı gibi zor değil. İstediğimiz şeyin üzerinde yoğun olarak düşünmek ve içten istemek gerekiyor. Hiçbir şekilde aklımızdan ‘Ya olmazsa?’ diye geçirmeyelim. Çünkü o zaman farkında olmaksızın olumsuz beklenti içine girmiş oluruz.

En önemlisi istediğimiz şeye kendimizi layık görmemiz. Hak ettiğimize inanmamız.

Neye gereksinme duyuyoruz? Sevgiye mi, paraya mı, zamana mı? Bunlara sahip olmamız için bir koşul daha var. Önce neyi istiyorsak onu vermemiz gerekiyor. Hiç tohum ekmeden ürün alınır mı? Bizim başkalarına vermekten korktuğumuz şeyi evren bize niye versin ki? Vermekten korkmak, kaybetmekten korkmak demektir. Verince ondan yoksun kalacağımıza inanmaktır. Yokluk bilinciyle bolluk bilincine varılmaz. Bugün gereksinim duyduğunuz şeyi sizden daha çok gereksinimi olan bir kişiye karşılık beklemeden verin. İlgiye gereksinimi olan her insana ilginizi, zamanınızı verin. Komşunuza, apartmandaki yaşlı kadına sevginizi verin. Cebinizdeki paranın suyunu çektiğine bakmadan, gönlünüzden geçeni sizden daha zor durumda olana verin. Bilin ki geride kalan yüzde yüzden daha ‘bereketli’ olacaktır. Ama içinizden gelerek yürekten verin. Kendinizi sevin göreceksiniz ki her şey gelecekte daha güzel olacaktır.

Bu duygularla ramazanınızı kutlarım.

Aydınlık bir gelecek için…

Yarına Bakabilmek

Gelecek nesillerin yararlanabilmeleri gereğiyle inşaat mühendisliğini sadece inşaat alanı uğraşısı olarak görmek, insan toplulukları ile olan ilişkisini doğru değerlendirmek gerekir. Yeryüzünde insan topluluklarının yerleşik olarak yaşamaya başladıklarından bu yana ikamet etme, koruma kollama, yerleştirme, ulaşım ve bu toplulukların gereksinimlerinin karşılama görevini üstlenmiş bir disiplin sistemi olarak algılamak; çağı yakalamak için konut yapı sektörü adına geçmişe bağlı kalmaksızın yeni tanımlara gereksinimimiz artmaktadır.

Gelişmiş toplumlarda hemen hemen her sektörün açık ve net bir tanımı vardır. Ülkemizde kavram kargaşasının en yoğun olduğu ise sektör inşaat. Konut, yapı, gayrimenkul geliştirme, taahhüt, ev, bina, altyapı, alışveriş merkezi, iş yeri, kamu hizmet birimleri gibi kavramların hepsi aynı meslek grubu içerisinde algılanan ama genelinde birbirinden çok farklı olan tanımlar. Bu farklılık sektörde çeşitli algı oluşturduğu gibi sektörün ürettiği ürünlerin son kullanımı açısından da farklı algılamalara sebep olmaktadır. Özellikle konut yapı müteahhitliğinin verdiği bilgeliğin teknik olarak lazım olabildiğince doğru kullanımı son noktada ki kullanım açısından hak ettiği itibarı sürdürülebilir kılmalı. Sektöre yeni tanımlar getirmek, konut yapı müteahhitliğini derecelendirmek, sektörün kurumlaşmasını sağlayarak kayıt dışılığa son vermek, konut yapı müteahhitliği yapabilmek için saptanmış belli koşulları yerine getirmek, iş alanı kavramını tanımlayarak sektör iş bölümünü belirtmek, zorlaşan koşulların iyileşmesi ve gelecek için oldukça acil çözümler gerekmektedir.

Aydınlık bir gelecek için…

Yeterli mi?

Konut yapı müteahhitleri olarak ürettiğimiz katma değer yeterince önemseniyor mu? Bu uğurda emek harcayan, bire bin katan sektör temsilcileri yaptıkları işten ne kadar mutlular?

Yeterli bilgiye ulaşamamamıza rağmen, ülkemizde toplam 295 bin konut yapı müteahhidi olduğu Ticaret Odası verilerine göre biliniyor. Avrupa ülkelerinde toplamda bu rakamın 28 bin civarında olduğu söyleniyor. Bu doğrultuda mevcut verilerin sağlamlığı hep tartışılmakta. Geldiğimiz noktada ülke genelinde üretici de son kullanıcı da şikayetçi. İstanbul açısından durum biraz daha farklı. Son dört yılda üretilen konut sayısı hemen hemen birbirine yakın. Konut satışlarındaki ivme de farklı değil. Sektör açısından yeni arayışlar Anadolu’yu ön plana çıkartmakta. Özellikle İzmir, Aydın, Denizli, Mersin’de ‘Fırsat Anadolu’da’ söylemi yaygınlaşmakta.

Acaba tüm ülke genelinde riskli alanların yinelenmesi dahil yılda kaç konuta gereksinimimiz var? Köyden kente göç, nüfus artış oranı, evlenme sonucu oluşan konut gereksinimi, yüksek öğrenim gören geçlerin gereksinim duyduğu konut ve konutların tiplerinin belirlenmesine dair bilimsel bir çalışma yapılmalı. Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşların, üniversitelerin, sektör temsilcilerinin ve sivil toplum örgütlerinin ortak bir çalışması yapmasını gündeme getirmemiz gerekiyor. Böyle bir çalışma, en azından yetkili kurullarda bu konuyu görüşebilmek, gerekli ön hazırlıkları yapmak, konut gereksinimini saptamak, arz talep arasındaki dengeyi oluşturmak ve haksız rekabeti ve özellikle yetkili olmayan konut yapı müteahhitlerinin daha fazla zarar vermesini önlemek açısından yararlı olmaz mı? Sektör düzensizliğine son vermek, teknolojik değişim ve yapay zekanın oluşturduğu yeni bakış açıları, mimari gelişmeler bizi nerelere sürükleyecek?

Aydınlık bir gelecek için…

Yeni Bakış Açısı

Üretim ilişkisi tarih boyunca insanlığın gelişimine hep yön
vermektedir. İnsan, yeni ve toplum için planladığı düşünce
biçimini, geleceğe dönük üretim ilişkisini hep insanlık
uğruna kullanmıştır.

Doğanın insana verdiği nimetleri, insanlık uğruna geliştirip yine
insanların hizmetine sunan insan, tüm bu işlemleri yaparken
doğal olarak kendini de yeniler.

Konut yapı müteahhitliği sektörünün yasasını belirleyen güçler,
doğayı kendi lehine çevirmede insanlığın evrensel kurallarını
hiçe sayarsa araya toplumsal, bilimsel bilinç girecektir. İnsanlığın
barınma gereksiniminde insan hak ve onurunu üstün tutacak
çabaları göstermek, insani ve tarihi bir sorumluluktur.

Konut yapı müteahhitliği sektörünün bu kapsamda tarihteki
yerini belirleyecek olan, bilimsel bilgi ışığında yaptığı üretimleri,
tüm sektöre mal ve hizmet eden kuruluşları da etkileyecektir.
Gelişmişlik; gelecekteki tarihi özelliği olacak olanı, güvenilir, insan
odaklı, erdemli, toplumsal, bilimsel ve insancıl olanı amaçlamak
ve üretmektir.

Önümüzdeki dönem yapılacak tüm projeler ve yeni yapılar
gelecek projeksiyonu ile yapılmazsa gelecekte başka değerler
kendini yinelemek zorunda kalabilir. Güvenli yapı ve konfor
ihtiyacı, ülkemizde farklı yapı tasarım davranışlarına gereksinimi
ortaya çıkarmaktadır.

Aydınlık bir gelecek için…

11’inci Yıl Başlarken

Dergimizi yayın hayatına başladığı ilk yıl olan 2007’den beri çalışmalarımıza hız sürekli hız vererek devam ediyoruz. Sürdürebilirlik korkumuz hiç olmadı. Geride bıraktığımız döneme baktığımızda konut yapı müteahhitliği açısından önemli gelişmelere öncülük ederek saptadığımız ilkelerden ödün vermeden bu günlere geldik. Sürdürülebilir şehirler oluşturmak için gerekli yerel, teknik, teknolojik, eğitimli iş gücü, bilimsel bilgiye önem veren yapımızı hep koruduk.

Doğal kaynak kullanımında verimlilik, konut yapılarında enerji verimliliği, inovatif ürünlerin kullanımı ve çevreye karşı etkisini kollayarak ulusal ve uluslararası standart oluşturması için öncülük ettik. Paydaşlarla öncelikli vizyonumuz doğrultusunda inşaat malzemesi sektörü ile görüşlerimizi hep paylaştık. Kentsel dönüşüm yolunda kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimleriyle işbirliğini geliştirerek yenilikçi uygulamaların yaygınlaştırılıp gereksinim duyanlara katkı sağladık.

Ülkemizde konut yapı müteahhitliği sektörünü, bütüncül bir yaklaşımla olumlu her gelişim karşısında yönlendirmeye, kayıt dışı sektör temsilcileriyle mücadele etmeye, sektör adına hep önlem almaya çalıştık.

Üretim kapasitesi bakımından Türkiye ekonomisinin itici gücü olan inşaat sektörünün katma değer yaratıcılığının gelişmesinde örnek olabilecek bir çok çalışmaya liderlik ettik.

Dergimizin bu güne gelişinde emeği geçen herkese öncelikle Yönetim Kurulu Başkanlarım Yaşar Aşçıoğlu, özellikle sürdürülebilirlik örneği Nazmi Durbakayım’la üyelerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kalitesi tartışılmaz yayın organımız İNDERgi’yi sizlere paylaşmaktan gurur duyuyoruz.
Aydınlık bir gelecek için…